Çok genç yaşta dünyaya gelmişti Benjamin… Bu yüzden de biraz farklıydı. Oysa diğer çocuklar 10 yaşında dünyaya geliyordu. Ağlamıyor zırlamıyorlardı eskiden olduğu gibi. Tanrı çocuk zırıltısından kurtulmak isteyen insanların dualarını kabul etmişti bir yerde.. Bünyamin onlardan biri değildi. Seçilmiş kişiydi adeta. Suratında hiç eksik olmayan bir at hırsızı ifadesi vardı. Bünyamin dişinden tırnağından artırdığı zamanlarda -ki o zamanlar ordan artırılıyordu- bilgisayarının başına geçer faresiyle dimağları düğümleyen alemlerde tıklamaya başlardı. Zamanla onda bir tutku haline gelen tıklamanın getirisi olarak uzun süren download’lar gelmeye başladı. Benjamin artık indirmek için tıklıyordu….
Benjamin çoğu kez download ikonu gördüğünde basar olmuştu. Peşpeşe devam eden 120 adet download makineyi delicesine kasıyordu ama o gözünü bile kırpmıyordu. Öyle ki, bir film indiriyor daha konusunu anlamadan diğerine geçiyordu. Belki de suç filmindi. Belki de konu yoktu….
Bünyamin çok geç yaşta öldü… Fazla eskimeyen vücudu bir iblisinki kadar çirkindi ancak tıklamaktan nasır tutmuş , mala ve sıva yapan inşaat insanı parmağının çürümesi zaman almıştı.
Alınacak ders: Kafamıza göre blog açmamalıyız…